Ana Menü

Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBu gün118
mod_vvisit_counterDün122
mod_vvisit_counterBu Hafta118
mod_vvisit_counterGeçen hafta803
mod_vvisit_counterBu Ay2383
mod_vvisit_counterGeçen Ay3053
mod_vvisit_counterToplam Ziyaretçi123021

Online: 2
IP 'niz: 23.23.9.5
,
Bu Gün: 22 Ara 2014

Üyelerimiz

  • 98 Üye
  • 0 Bu Gün
  • 0 Bu hafta
  • Son Üye: receptank

Tercihleriniz

Siteyi favorilerime ekleSayfayı favorilerime ekleAna sayfam yapBu sayfayı paylaşBu sayfayı Email olarak gönderbize ulaşınBu sayfayı yazdır
Back to Top
ANKARA TAVŞANI YETİŞTİRİCİLİĞİ PDF Yazdır e-Posta

Tarihçe: 
 Uzun tüyleri ile Ankara Kedisi ve Ankara Keçisini andıran Ankara Tavşanının Anavatanı Ankara/Türkiye olduğu bilinmektedir.  1700’lü yıllarda yurt dışına çıkarılarak ticari olarak yetiştirilmeye başlanılan Ankara Tavşanının nesli ülkemizde  tükenmiştir.
 1995 yılında, adının “Ankara Tavşanı” olmasından etkilenen bir gurbetçi sayesinde Anavatanına geri getirilmiş...

Tarihçe: 
 Uzun tüyleri ile Ankara Kedisi ve Ankara Keçisini andıran Ankara Tavşanının Anavatanı Ankara/Türkiye olduğu bilinmektedir.  1700’lü yıllarda yurt dışına çıkarılarak ticari olarak yetiştirilmeye başlanılan Ankara Tavşanının nesli ülkemizde  tükenmiştir.
 1995 yılında, adının “Ankara Tavşanı” olmasından etkilenen bir gurbetçi sayesinde Anavatanına geri getirilmiştir. Ankara Valiliği Çevre Koruma Vakfı (ANÇEVA) desteğiyle 2001 yılında  Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Ankara İl Müdürlüğü bünyesinde “Ankara Tavşanını Yaşatma ve Yaygınlaştırma Projesi” hayata geçirilmiştir.

Amaç:
 Ülkemizde nüfus artış hızına bağlı olarak işsizlik ve üretimde azalma olmuştur. Bu da kırsal kesimden büyük kentlere göçü arttırmıştır. Bu durumun yarattığı sosyoekonomik  çarpıklıklar büyük boyutlara ulaşmıştır. Ankara tavşanı yetiştiriciliği küçük alanlarda yoğun olarak üretilebilecek, özellikle sınırlı tarım arazisine sahip orman içi köylerde çiftçiye, gerek  yan gelir, gerekse esas geliri sağlayacak ve atıl iş gücünü değerlendirecek önemli bir iş alanıdır. Bu potansiyelin değerlendirilmesinin ülke ekonomisine katkı sağlayacağı şüphesizdir.
 Tekstil endüstrisi Angora yünü ihtiyacını tamamen dış alımla karşılamaktadır. Yıllar itibariyle (1985-2000 yılları arası) tavşan yünü ithalatı 40-105 ton/yıl dır. Ankara tavşanını küçük aile işletmeleri biçiminde yaparak yününü topluca değerlendirmek ya da el yapımı ürünler olarak pazarlamak koşuluyla yeni iş olanakları yaratılmış olacaktır.
 
 Genetik ve seleksiyon:
 Ankara Tavşanı yetiştiriciliğinde asıl amaç yün (angora) üretimidir. Nicelik ve nitelik bakımdan kaliteli yün üretimi yapabilmek için; genetik özelliklerini koruyan damızlık tavşanlara, uygun bir barınak ve iyi bakım/besleme koşullarına ihtiyaç vardır. Ülkemizde Ankara tavşanı yetiştiriciliği 2000 yılından bu yana yapılmaktadır. Yanlış ve taraflı bilgilendirmelere bağlı olarak  ülke genelindeki 1000’i aşkın işletmenin tamamına yakını damızlık satışına yönelmiş durumdadır. Kısa zamanda çok kazanma arzusu, bilimsel ve etik kurallara uyulmadan üretim yapılmasını teşvik etmiştir. Bu da kayıt bilgileri olmayan, genetik özellikleri bozulmuş, düşük verimli  tavşanların damızlık olarak satılmasına neden olmuştur. Bu tür işletmeler  pediğri kayıtları tutulan işletmelerden erkek damızlık tavşanlar temin ederek kan katması ve seleksiyon yapması (düşük verimli olanları seçerek sürüden ayırması) gerekmektedir. Düzenli kayıt tutulması için tavşanların sol kulaklarına numara basılması gerekmektedir.


 Ergenlik:
 Ankara Tavşanı çabuk büyüme ve hızlı üreme kabiliyetine sahiptir. Sağlam ve ince bir yapısı olup, ortalama vücut ağırlığı 3-4 kilogramdır. Entansif  bakım koşullarında  ekonomik ömrü 4 yıl kadardır. Yıl boyu üreme aktivitesine sahiptirler. Bazı durumlarda 1-2 ay anöstrusta kalabilir.Tavşanlar ortalama olgun canlı ağırlığın % 75’ine ulaştıklarında (dişiler 4 – 4,5 aylık , erkekler 5 – 5,5 aylık olunca) ilk çiftleşmelerini yapabilirler.

 Çiftleştirme:
 Çiftleştirmelerde dişi tavşan her zaman erkeğin kafesine götürülür. Kızgınlık dönemindeki dişi tavşan çiftleşmeye izin verecek şekilde arka kısmını yukarıya kaldırır. Dişi tavşanın çiftleşmeyi kabul etmesi durumunda, çiftleşme 5-50 saniye içinde tamamlanır ve erkek tavşan karakteristik bir ses çıkararak geriye yada yana doğru yıkılır. Kızgınlık göstermeyen tavşan kafesin bir köşesinde çömelme vaziyeti alır ya da erkek tavşana karşı saldırganlaşır. Çiftleşmeyi kabul etmeyen tavşan kafesine alınmalı ve 12-24 saat sonra tekrar denenmelidir. Çiftleştirmeden önce dişi tavşan kırkılır ya da anal bölgesi tıraş edilirse erkeğin arama bulma hareketlerine, bu sayede çiftleşmeye yardımcı olunur. Sıcak mevsimlerde çiftleştirmeler sabah yada akşam serinliğinde yapılmalıdır. Çok soğuk aylarda dişiler iç güdüsel olarak yavrularını soğuktan koruyamayacak olmanın endişesi ile çiftleşmeyi kabul etmezler. Bu dönemde yüksek enerjili yem verilmesi ve ortam ısısının 15-18 dereceye kadar çıkarılması faydalı olur. Çiftleşme  anında hayvan izlenmeli ve çiftleşme gerçekleşince dişi hemen kendi kafesine alınmalıdır. Gebe kalan dişiler kafeste yumak şeklinde durur, sırtına elle dokunulunca erkeği reddeder gibi pozisyon alır ve garip sesler çıkarır.
 
 Yalancı Gebelik:
 Cinsel aktivitesini kazanmamış erkeklerle çiftleştirmek, kırkım, tarama vb gibi nedenlerle vaginanın mekanik olarak uyarılması sonucu serbest kalan yumurtalar 15-17 gün süren yalancı gebeliğe neden olur.

 Gebelik:
 Tavşanlarda gebelik süresi 28-33 gün arasında değişir. Çiftleşmeden sonraki 10-12. günlerde gebelik teşhisi yapılabilir. Gebe olan dişilerin kafeslerine 26-27.  günlerde doğum sandığı koyulması gerekir. Tavşan bu sandığın içine yünlerini yolarak ve otlarla bir yavru yuvası yapar.
 Doğum çoğunlukla kolay gerçekleşir ve 30 dakikada tamamlanır. Doğumun bazı hallerde 5-10 saat ara ile iki partide de tamamlanabilir. Gebelik süresi uzadığında iri ve ölü yavru sayısı artabilir. Tavşanlar bir doğumda 1-12, ortalama 6-8 adet yavru doğururlar. Doğan yavruların %15-30’u ilk 10-15 gün içinde ölür. Yavrular tüysüz ve gözleri kapalı olarak doğarlar. Tüylenme ilk günden itibaren başlar ve bir hafta içinde tamamlanır. Gözleri 10-12 gün içerisinde açılır. Bu süre içinde gözleri açılmayan yavru olursa  göz antiseptiği ile gözler yıkanarak açılmalıdır.

 Yavru bakımı:
 Doğumdan sonra yavruların ve annenin sağlık durumları  izlenmelidir. Tavşanın doğum sandığı dışına doğurması halinde yavrular sandık içine konulmalıdır. Ölü yavrular ayrılmalı, zayıf yavrular kendi annesi ya da süt anneye emzirtilerek beslenmelidir. İyi bir anne yavrularına bakmak amacıyla doğum kutusuna girerken süt salgısı uyarılır ve günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere 1-2 dakika yavrularını emzirir.
 
 Sütten Kesme:
 Yavru tavşanlar 4. haftada sütten kesilerek annelerinin yanından alınır ve ikişerli yada üçerli guruplar halinde  ayrı kafeslere koyulur. Yünün keçeleşmesini ve kardeşler arasındaki üstünlük kavgalarına bağlı yaralanmaları önlemek,  gelişimin daha hızlı olmasını sağlamak için cinsel olgunluktan önce (2-2,5 aylık yaşta) yavrular bireysel kafeslere alınmalıdır.
 
 Kırkım:
 Yavrularda ilk kırkım 1,5-2 aylık yaşta, daha sonraki kırkımlar 3’er aylık dönemlerde yapılmalıdır. İlk 2 kırkımdan elde edilen yün yavru yünü olarak, daha sonrakiler anaç yünü olarak uzunluk ve kalitesine göre ayrı ayrı toplanmalıdır. Yünler temizliğine ve uzunluğuna göre ayrı ayrı biriktirilmelidir.  Kırkım, elektrikli kırkım makinesi, makas ya da yolma yöntemiyle yılda 4 kez yapılır. Her kırkımda ortalama 250 gr yün elde edilir.

 Barınak:         
 Ankara Tavşanı yurdumuzun her bölgesinde yetiştirilebilir. Ancak bölgenin iklim şartlarına göre uygun barınaklar hazırlanması gerekir. Barınak tavşanları rüzgardan, yağmurdan, soğuktan ve sıcaktan korumalı, aynı zamanda iyi bir aydınlatma ve havalandırma sağlanmalıdır. Ahır gazları ve aşırı rutubet tavşanların sağlıklarını ve verimlerini olumsuz etkiler. Kümeslerin yeterince aydınlık ve havadar olması için pencereler kafeslerin üst seviyesi hizasından başlayıp, vasistaslı   ve taban alanının  %5’i kadar olmalıdır. Çatıda da havalandırma için bacalar bulunmalıdır. Hava cereyanı ve ani sıcaklık değişimleri tavşanlarda olumsuz etkiler yaratır.  Tavşanlardan maksimum düzeyde verim alabilmek için ortalama 12 saat (erkekler 10-12, dişiler 14-16 saat)  ışık almaları gerekir. Tavşanları direkt gün ışığından korumak gerekir. Yeterli ışık almayan kümeslerde  aydınlatma floresan lambalar ile (3-5 watt/m² olacak şekilde) sağlanmalıdır.
 
 Sıcaklık ve Nem:
 Kümes sıcaklığı10-20 oC olmalıdır. 30 oC nin üzerindeki sıcaklıklarda yün miktarı ve kalitesi düşer. 5 oC nin altındaki sıcaklıklarda yün miktarı ve kalitesi artar ancak yem tüketimi de yükselir. Kümesin nem oranı %60-70 olmalıdır.
 
 Kafes:
 Kümesin en önemli ekipmanı kafeslerdir. Kafesler tavşanların fizyolojik ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yapılmalıdır. Damızlık tavşanlar için kafeslerin eni 65-70, boyu 80-85, yüksekliği 45-50 cm, yüncü tavşanların kafesleri 55-60x70-75x40-45 cm olmalıdır. Dar kafeslerde tavşanlar sürekli oturma pozisyonunda duracağı için yünleri keçeleşir. Ayrıca aşırı sıcaklarda vücut sıcaklığını ayarlamak için kafeste uzanarak yatar. Eğer kafes yeterince büyük olmazsa strese girerler, yün verimi ve kalitesi düşer.
 Ankara Tavşanı Yetiştiriciliğinde en çok tel örgülü kafesler kullanılmaktadır. Birim alandan daha fazla yararlanmak için 2 yada 3 katlı kafesler kullanılmalıdır. Eğer kümeste tek katlı kafesler kullanılıyorsa tavşan başına 2 m2, iki  katlı kafesler kullanılıyorsa 1,5 m2, üç  katlı kafesler kullanılıyorsa 1 m2 alan hesaplanmalıdır.
 Yünlerin temiz ve keçesiz olması, enfeksiyon riskini azaltmak için kafeslerin sürekli olarak temiz tutulması gerekmektedir. Kafeslerin taban ızgaraları tel yada ahşaptan olabilir. Ahşabın darbe emme ve metale göre daha sıcak olması açısından ahşap ızgaralar daha uygundur. Izgaraların göz aralığı 12-15 mm olmalıdır. Daha geniş olması halinde tavşanların ayakları sıkışarak sakatlanmalara neden olmaktadır.
 
 Doğum Sandığı:
 Üreme dönemlerinde yavru kayıplarını en aza indirmek içim kafeslerin içine yada dış kısmına koyulabilen doğum sandıkları olması gerekir. Doğum sandıkları annelerin rahatça içine girip, yavrusuna bakabileceği ebatta olmalıdır. Doğum sandıklarının eni 30, boyu 45, yüksekliği 25 cm olması uygundur. Ayrıca ananın sandığa  rahat girebilmesi için 12-15 cm çapında bir giriş çıkış deliği ve bakıcının sandığı kontrol edebilmesi için bir kapağı olmalıdır. Sandığın iç ısısı doğumu izleyen günlerde 32-35 0C  olmalıdır. Soğuk havalarda bunun sağlanması için sandık ısıtıcıları kullanılabilir.

 Yemlik ve otluklar:
       Yemlik ve otluklar kafesin şekline uygun ve temizliğin rahat olması için portatif olmalıdır. Suluklar tavşanların her zaman temiz ve taze su içmelerine olanak verecek şekilde olmalıdır.
       
 Beslenme:
 Ankara Tavşanlarında bakım ve beslemenin önemi büyüktür. Tavşanlar pelet yem ve kuru yonca ile beslenilir.Yem  %16-18 protein, %12-16 selüloz, % 3 yağ ve  2500-2750 kcal enerji içermelidir. Ankara tavşanı yününün kaliteli olması için rasyondaki kükürtlü aminoasit oranının %0,6-0,8 düzeyinde olması gerekir.  Yetişkin bir tavşan ortalama 3.5 kg gelir. Bu tavşanın günlük yem tüketimi canlı ağırlığının %5’i kadardır. Bir tavşan yaşına ve canlı ağırlığına bağlı olarak günlük 150-200 gr yem tüketir. Yavrular ise 3-4 haftalık olana kadar sütle beslenirler. Tavşanlar yem tüketiminin çoğunu gece veya karanlıkta yaparlar.
 Ankara tavşanlarının genetik potansiyelinden tam olarak yaralanabilmek için, gerekli besin maddelerini sağlamanın yanında, yem tüketimini etkileyen etkenler de göz önünde tutulmalıdır. Kırkımdan sonra, yünün uzama süreci içerisinde hayvanın vücut ısısını korumak için ihtiyaç duyduğu enerji miktarı farklıdır. Özellikle kırkımdan sonraki ilk haftalarda tavşanlar daha fazla enerjiye ihtiyaç duydukları için yemin metebolik enerji düzeyi yükseltilmelidir.


 Yün Verimini Etkileyen Faktörler:
 Tavşan yetiştiriciliğinde hem gelişme hem de yün veriminde protein miktarı ve kalitesi önemlidir. Tavşanlar için 10 aminoasit esansiyeldir. Bunlardan metionin, sistin, lizin ve arjinin tüy gelişiminde büyük rol oynar. Bu kükürtlü aminoasitlerin oranı %0.6’dan az olması halinde yün verimi ve kalitesi düşer. Diğer aminoasit oranları rasyonun protein düzeyi % 16-18’e ayarlandığında otomatik olarak karşılanmış olur.
     Yün verimi aynı zamanda canlı ağırlığa da bağlıdır. Genç tavşanlarda optimum büyümeyi sağlamak için bu devrede kırkım kısa aralıklarla yapılmalı ve besin maddesi ihtiyaçları tam olarak karşılanmalıdır. Genç tavşanlarda ve damızlık dişilerde enerji ihtiyacı yüksektir. Enerji ihtiyacı çevre sıcaklığına göre de değişmektedir. Bu nedenle yem ve su tüketimi çevre ısısına ve rasyonun enerji düzeyine göre artar veya azalır.
 Su ihtiyacı genelde kuru madde tüketiminin 2-2,5 katı kadardır. Ortalama olarak canlı ağırlığın %10 u kadar su içerler. Çevre ısısı, gebelik, süt verme ve yemin kompozisyonu su ihtiyacında önemli değişikliklere neden olur. Tavşanların her zaman rahat ulaşabileceği konumda bol miktarda temiz ve taze su bulundurulmalıdır. 
 Ankara tavşanlarında yün verimi üzerine ırkın, cinsiyetin, yaşın, canlı ağırlığın, mevsimin, gebelik durumunun, beslenmesinin ve kırkım ağırlığının önemli etkisi bulunmaktadır.
 Yün kalitesi ve verimi kalıtsal bir özelliktir. Yün verimi üzerine beslenme ve ısı gibi diğer faktörlerin indirekt etkisi vardır. Bu yüzden yetiştiricilikte sürekli olarak en verimli tavşanlar seçilerek, ırkın verim özelliği yüksek tutulmalıdır.
 Ankara tavşanlarında, dişilerdeki yün verimi erkeklerden %15-20 oranında daha fazladır ve en yüksek kalitede yün dişilerden elde edilir.
 Gebelik ve laktasyon dönemleri, yün verimini 1/3 oranında düşürür. Yazın elde edilen yünler sonbahar ve kışın elde edilenlere göre üç kat daha düşüktür.  İlkbahardaki yün verimi ise bu ikisi arasındadır. Yün verimi haziranda en düşük, aralık ayında en yüksektir. Ayrıca, canlı ağırlıkla yün verimi arasında pozitif bir ilişki vardır. Ağırlık artıkça yün verimi artar. Canlı ağırlığı 4 kg dan büyük olanlarda yün verimi en yüksektir.
 Yün; kırkım yada yolma yöntemi ile elde edilir. Kırkım sırasında deriye zarar vermemeye özen gösterilmelidir. Özellikle memeler yaralanmaya karşı son derece hassastır. Bir tavşanın kırkılması için 10-20 dakikalık bir zaman yeterlidir. Yolma işleminde ise sadece kalın uçlu, tam olgunlaşmamış kıllar alınır. Bu da yünün kaba görülmesine neden olur. Bu işlem yaklaşık 30-40 dakika sürmektedir. Yolarak yün elde etme tüy dökme zamanında yapıldığı için, bu teknik kullanıldığında iki yolum arasındaki süre kısaltılamaz.
 Ayrıca ilaç verilerek de yolma işlemi yapılmaktadır. İlaçlı yolmada tavşan acı duymaz. Kırkım veya yolma sonucu elde edilen yün bir kaç gün havalandırılır ve kalitesine göre sınıflandırılır. Yünün kalitesini, parlaklığı, özgül ağırlığı, yumuşaklığı, kılın uzunluğu ve çapı, keçeleşme ve kemp kıl oranı, kirlilik oranı yünün kalitesini belirler. Yünün temiz ve keçesiz olması halinde 6 cm’den uzun olanlar 1. kalite, 3-6 cm arası olanlar 2. kalite ve 3 cm’den kısa olanlar 3. kalite olarak ayrılır.

 Angora Yünü Dış Pazarı:
 Angora; yurtdışında çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Angora yünü saf olarak  kullanıldığı gibi birçok doğal ve sun’i  katkı maddeleri ile karıştırılarak da iplik  yapılmaktadır. Angora'nın içerisinde moher, koton, poliamit, kaşmir, lama, ipek gibi  katkı maddeleri karışımları vardır. Yurtdışında ham Angora fiyatları çok farklı ve dalgalıdır.
 
 Tavşan Eti:
 Ankara tavşanları sığır, tavuk, devekuşu, vs hayvanlara göre daha kaliteli ( protein oranı yüksek, kolesterol oranı düşük ) et verirler. Bu et verimi çok ekonomik düzeydedir. Çünkü sığırlar 1 kg et verimi için 10 kg, koyunlar ise 6 kg yem tükettikleri halde tavşanlar 2-2.5 kg yeme karşılık 1 kg et verirler.
 Tavşan eti protein,vitamin ve mineral madde bakımından diğer etlere nazaran daha zengindir. Yağ oranı ise düşüktür ki bu istenen bir durumdur. Tavşan eti kişiye göre değişen bir lezzettedir. Tavşan etinde kasın yumuşaklığı yaşa göre değişir. Ayrıca kas fibrillerini destekleyen bağ dokunun tipine ve miktarına göre de farklılık gösterir. Genç tavşanlarda et daha yumuşaktır. Lezzet ise yaşa bağlı olarak gelişmektedir.
          
 Gübre:
 Tavşanlar dengeli yemlerle beslenip, ızgaralı kafeslerde barındırılırsa, tavşan kafesinden günde 250-400 g. gübre elde edilir. Özellikle tavşan gübresinin içerdiği nitrojen miktarı çok yüksektir. Çimen veya diğer bitkileri yakmaz, toprakla karışması kolaydır. Çiçeklerin, sebze bahçelerinin, çimenlerin, çit bitkisi ve ağaçların gübrelenmesinde yararlanılır. Pelet yemlerle beslenen tavşanların gübrelerinde yabani ot tohumu bulunmamaktadır. Ayrıca fermente olmadan kullanılabilen tek hayvan gübresidir.

 Deri:
 Yünlü deriler çocuk kabanı, etol yapımında kullanılır. Yünü alınmış deriler çanta, çizme, ayakkabı ve deri giysilerin astarı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca oyuncak sanayisinde ve yem sanayii için hammadde olarak kullanılmaktadır.
 Bunlardan ayrı olarak mezbaha artıkları ve idrarı ilaç ve yem sanayinde, kuyruk ve ayakları ise süs eşyası olarak kullanılmaktadır.


HAZIRLAYANLAR
Tarım İl Müdürlüğü
Salih Işık
Gülay Tonguç
Serap Taşkanal
Murat Selçuk

12/08/2003